Son dakika haberi bulunmamaktadır.  
Karadeniz Gazetesi - Karadeniz Haber,Trabzon Haber
Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Reklam | Kunye | iletisim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

'1 ay daha süreleri var'

Başbakan Erdoğan grup toplantısında TEKEL işçilerine seslendi

Facebook'a GönderFacebookGoogle Favorilerime EkleGoogle
Kategori  Kategori : GÜNDEM
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 57
Tarih  Tarih : 02 Şubat 2010, 20:58

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TEKEL işçilerinin eyleminin amacını aştığını belirterek, ''Amaç, hak arayışı değil, Hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönüşmüştür. Pankartlara, sloganlara bakın. Şahsımı, partimi hedef alan edep dışı, terbiye dışı bir üslup kullanılıyor'' dedi.

Erdoğan, şu anda yapılan eylemin yasal olmadığını ifade ederek, yasal olmayan sürece ay sonuna kadar sabredeceklerini bildirdi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, TEKEl işçilerinin eylemine değindi. Yapılması gerekeni fazlasıyla yaptıklarını, 13 katrilyon tutan ve işçi ile memurdan kesilen zorunlu tasarrufu kendi iktidarı döneminde ödendiğini belirten Erdoğan, ''Hiçbir iktidar bunu kendilerine ödemedi. Bizim iktidarımız bunu kendilerine takır takır ödedi. Biz ödedik. Konut Edindirme Yardımı (KEY) adı altında bunlardan kesilen parayı da kimse ödemedi. Bunu da biz ödemeye başladık. Şu ana kadar 3 katrilyona yakın para ödedik ve ödemeye de devam ediyoruz. Bizim bu kadar yapıcı yaklaşımımız karşısında bu ajitasyonlar nedir?'' dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da TEKEL işçilerinin yanına gittiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bakıyorsunuz oraya giden kim, Sayın Baykal. Sayın Baykal, sen önce partine bağlı belediyelerde hiçbir hak tanınmadan tasfiye edilenlerin durumuna bak da önce onların sorununu çöz, önce onu hallet. Dürüst davran. Türk-İş'in önünde birikmiş olan 300-500 tane işçi ki (bunların yanına gelen bir çok uç kuruluşlar, hiç alakası olmayan, Öğretmen Olamayanlar Birliği...) Ne demek Öğretmen Olamayanlar Birliği ya? Böyle şey mi olur? Türkiye'de bazı şeyler cidden komikleşmeye başladı. Ne demek Öğretmen Olamayanlar Birliği? Bunun imtihanı vardır, bilgisayar ortamında girersin, kazananlar kazanıyor. İşte bak bu yıl da 40 bin alıyoruz. Bu 40 binin içine giren girecek. Bu 40 binin dışında kalan, 'Biz bunun dışında kaldık, bizim halimiz ne olacak?' Kardeşim dünyanın hiçbir yerinde bir fakülteyi bitiren veyahut da ne bileyim bir eğitim enstitüsünü bitiren, değişik uygulamaları var, öğretmen olmuyor diye bir şey yok ki? Aynı şekilde 'üniversiteyi bitiren herkes iş buluyor' diye bir şey yok ki? Bugün dünyanın en gelişmiş ülkesi Amerika'da işsizlik yüzde 9'a ulaştı. Japonya'ya gel, felaket... İspanya yüzde 8 küsurdan yüzde 18'e çıktı işsizlik.

Onlarda tabii 'işçi-memur' diye bir ayırım yok. Onlarda sadece çalışanlar var. Biz de işçi-memur ayırımı var. Geçen gün söyledim: 'Gelin, işçi, memur sendikaları bir araya gelsin, birleşsinler, 'çalışanlar' adı altında sendikalarını kursunlar. Hepsiyle bırakın toplu görüşmeyi, toplu sözleşmeyi yapmış olalım.' Çözsünler bu işi aralarında. Ama işlerine gelmiyor. Birisi bir taraftan vurmak istiyor, birisi bir taraftan vurmak istiyor. Kusura bakmasınlar, biz bu ülkeyi anlı, şanlı yöneteceğiz.''

''BEN SENDİKACILIKTAN GELİYORUM''

Her defasında yapıcı davrandıklarını, her seferinde olumlu yaklaştıklarını anlatan Erdoğan, sorunun çözümü için gayret içinde olduklarını söyledi. ''Ben sendikacılıktan geliyorum. Ben hayatımın çok ciddi bir kısmını işçi olarak yaşadım'' diyen Erdoğan, şu anda Türk-İş'in içinde olanların kendisini bu noktada çok iyi tanıdığını söyledi. Erdoğan, ''İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında kendilerine ne tür haklar kazandırdığımı çok iyi bilirler. Bildikleri halde bütün bu şu anki uygulamaları yapanlar, dürüst ve samimi davranmıyorlar. Onun için bu hatırlatmayı yapmayı kendim için görev telakki ediyorum'' dedi.

Olumlu yaklaşımları işçi tarafında bulamadıklarını yineleyen Erdoğan, konuşmasın şöyle sürdürdü:

''Çünkü olay ideolojik grupların, aşırı uçların istismarına dönüşmüştür. Oradaki belli bir grup da ne yazık ki bu oyunun içinde, bu tuzağa düşmüş vaziyette. TEKEL işçilerinin eylemi tamamen amacını aşmıştır. Amaç, hak arayışı değil, Hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönüşmüştür. Pankartlara, sloganlara bakın. Şahsımı, partimi hedef alan edep dışı, terbiye dışı bir üslup kullanılıyor. CHP, bu işçi kardeşlerimi istismar ediyor. MHP istismar ediyor. 1992-2003 arasında, bu ülkede CHP de MHP de iktidar ortağı oldular. Onların döneminde özelleştirme sonucu insan işinden oldu. 14 bin işçi sokağa terk edildi, onların iktidarları döneminde. Geldik o işçileri 4-C kapsamına biz aldık, biz istihdam ettik. Bunların içinde medya kuruluşları var. Marjinal örgütler, buradaki işçileri hala istismara devam ediyor. Medyayı da kullanarak...Çetelerin yapamadığını, hukuk dışı örgütlenmelerin yapamadığını, kirli senaryoların başaramadığını şimdi bu türden olumsuz olayları abartarak, ajite ederek, kışkırtarak başaracaklarını zannediyorlar.''

''BU ÜLKE YOL GEÇEN HANI DEĞİL''

Başbakan Erdoğan, konuşmasında TEKEL işçilerine de şöyle seslendi:

''Oradaki işçi kardeşlerime sesleniyorum; kullanılıyorsunuz. 3 milyonu aşkın işsizin vebali var. İşçilerin, asgari ücretlilerin, memurların, emeklilerin, tüyü bitmemiş yetimin vebali var. Bizim 4-C kapsamında çalışacak işçilere teklif ettiğimiz ücretle çalışacak bu ülkede milyonlarca işsiz var, milyonlarca asgari ücretli var. Burada oynanan oyunu iyi görmeniz gerekiyor. Bunu özelikle bugün buradan kendilerine duyurmak istiyorum. Buradaki olay hak arayışı içinde, masum talepler peşinde bir işçi eylemi olmaktan çıkmış, Hükümete karşı yeni bir senaryonun parçası olmuştur. Ben TEKEL'de çalışan ve önceki gün itibariyle kıdem ve ihbar tazminatları hesaplarına yatan tüm işçi kardeşlerime şunu tekrar hatırlatıyorum; kamuda çalışmaya devam etmek isteyen arkadaşlarımız gitsinler sözleşmelerini imzalasınlar. Eylemdeki işçi arkadaşlarıma da eylemlerine artık sonlandırarak evlerine dönme çağrısında bulunuyorum.

Hazinemizdeki her bir kuruş, milletimizin bize emanetidir. Her bir kuruşta tüyü bitmedik yetimin hakkı var ve biz o hakkı çar-çur etmeyecek, milletin emanetine asla suistimalle halel getirmeyeceğiz. Şu anda yapılan eylem, yasal değildir. Ne Abdi İpekçi'de ne de Türk-iş önünde yapılan... Bunlar yasal değildir. Fakat biz şu anda bu demokratik davranışımızı, bu ay sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu yasal olmayan sürece, bu ay sonuna kadar sabrediyoruz. Ama bu ay sonu, 4-C ile ilgili işlem bittikten sonra yasal olan adım neyse, bu adımı bu defa biz atacağız. Bunu da ayrıca söylemek isterim. Çünkü, kusura bakmasınlar. Bu ülke yol geçen hanı değil, bu ülkenin sahipleri var.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TEKEL işçileriyle durumlarına ilişkin dün yapılan görüşmeyi değerlendirirken, ''Allah, Allah... Dün geldiler şimdi tekrar 'İstemezük, biz bunu da kabul etmiyoruz.' Kusura bakmayın. Biz, yapılması gerekenin azamisini, fazlasıyla yaptık'' dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, partisinin geçen hafta yapılan grup toplantısında işçiyi, memuru, yoksulu, çiftçiyi, işsiz öğretmeni, 4-C'liyi, herkesi ''bir anda kurtardığını'' söyledi.

''Bir kere sayın Baykal'ın toplumun bu kesimlerini hatırlamış olmasından çok büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim. Bu da bir ilerlemedir'' diyen Başbakan Erdoğan, ''Nihayet, bu Türkiye'nin gerçek gündemine dönüş sinyalidir. İşçinin, memurun, ataması yapılmayan öğretmenin, yoksulun, emeklinin sorunlarını sayın Baykal maşallah bir anda çözüyor. Sırtında yumurta küfesi yok. Daha evli de değil, bekar'' şeklinde konuştu. Erdoğan, şunları kaydetti:

''20 bin öğretmenin atamasını yapıyor, her aileden bir kişi iş sahibi yapıyor, 4-C'yi kaldırıyor. Formülün ne? Formül yok. İşte bu 'kim ne veriyorsa ben beş mislini veriyorum' anlayışının tezahürüdür. Sayın Baykal'ın söylemi, o sağcı o popülist siyaset söylemine tamı tamına denk düşen bir söylemdir. Bu popülist tavır, Türkiye'nin ekonomisini on yıllar boyu felç etmiştir. Bu popülist tavır hiç bir derde şifa olmamış, tersine ülkede her kesime ağır bedeller ödetmiştir. Belli mağdur kesimlere mavi boncuklar dağıtan siyaset anlayışı, o mağdurların ahını almış ve 3 Kasım'da sandıkta bunlar tarihe karışmıştır. Şu rakamları sayın Baykal'a hatırlatmak isterim; 2003 yılından bu güne kadar 158 bini kadrolu, 70 bini sözleşmeli olmak üzere 228 bin öğretmenin atamasını bu iktidar gerçekleştirmiştir. Milli bütçemizin birinci sırasına iktidarımız döneminde yedi yıldır Milli Eğitim Bakanlığı oturmuştur. En fazla personeli her zaman Milli Eğitim Bakanlığına vermişizdir. Bunlar hiç bir dönemde olmuş şeyler değil. Bu yıl 40 bin yeni kadrolu öğretmen alımı yapıyoruz. Tüm bu atamaları bütçe imkanlarını zorlayarak yapıyoruz. Eğitimi her şeyin önünde tutuğumuzu, artık bu işin içinde, gerçekçi yaklaşım sahiplerinin hepsi biliyor ve bunu bundan sonra da aynı şekilde tutmaya devam edeceğiz. Çünkü, buradan asla sapma yapamayız. Fakat tabii ki bu öğretmenlerimizi bizler yurt dışından getirmiyoruz, uzaydan ithal etmiyoruz. Bu ülkenin çocukları içinden, gençleri içinden atama yapıyoruz. Fakat bir taraftan mezuniyetler, bir taraftan da tabii ki bütçemizin bu işe vereceği cevap, bunlar önemli. Devlet yönetimi ciddiyet ister. Hele hele ekonomi yönetimi çok daha büyük ciddiyet ister.''

Ankara'da ''TEKEL işçilerinin bir kısmının'' 6 haftadır eylem yaptığını belirten Başbakan Erdoğan, 1992-2003 yılları arasında 14 bin işçinin özelleştirmeler nedeniyle kıdem, ihbar ve iş kaybı tazminatlarının ödenerek işlerinden çıkarıldıklarını anımsattı.

2004 yılında işçi sendikalarıyla yaptıkları müzakerelerin ardından, işçi sendikalarının talebi doğrultusunda, onlarla birlikte çalışarak 4-C uygulamasını başlatıklarını hatırlatan Erdoğan, ''Onlarla birlikte başlattığımız bu süreci şimdi aynı sendikalar inkar ediyor. '4-C'nin gündemden çıkarılması lazım, 4-C kölelik anlayışıdır' diyorlar, aynı kişiler. Bu nasıl bir dürüstlük? İşe ciddiyetle yaklaşmamız lazım. Biz 'özelleştirmelerden dolayı kimse işinden olmayacak. Hatta bizden önce işini kaybetmiş olan 14 bin işçiyi de 4-C kapsamına alacağız' dedik ve aldık Bu iktidar mı işçiye karşı?'' diye sordu. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şu anda TEKEL'de, bakın çalışan demiyorum, istihdam edilen işçi sayısı 10 bin 850 kişidir. Biz bu arkadaşlarımıza her ay yaklaşık 40 milyon TL ödüyoruz. Sendikalarla görüşmemiz oldu. Dediler ki 'bir altı ay bize müsaade. Bu altı ayı atlatalım ondan sonra problem yok.' Gerek Türk-İş Başkanı, Gerek Tek Gıda-İş Başkanı, gerek bir başka sendikacı arkadaşımız ve Maliye Bakanı Kemal bey, birlikte oturup konuştuk; 'bakın, bunları artık kapatıyoruz. Bundan sonra artık böyle bir süreci devam ettirmemiz mümkün değil...'

Bu olay, bir özelleştirme olayı değildir. Bu özelleştirmenin dışında elimizde kalmış olan tütün yaprak depolarının tamamen tasfiyesi, kapatılması olayıdır. Özelleştirme başka bir olaydır, buraların kapatılması başka bir olaydır. Yani biz, 2 yıldır bu işçi kardeşlerimize, buralar çalışmadığı halde, bir kaç yer hariç, oralar da tütün yaprak işlemesi devam ediyor, hatta Haziran'a kadar da Diyarbakır, Manisa gibi illerimizde, hatta İzmir dahil olmak üzre bu süreç devam edecek. Belki oralarda 500-600 kişi Haziran'a kadar bunu devam ettirecekler. Ama diğerlerinde bu işi bitirdik, kapattık. Kapatılan bir iş yerinde sadece ihbar, kıdem tazminatını verirsiniz, işi bitirirsiniz. İş hukukunda, çalışma hayatında böyledir. Bunu sendikalar da gayet iyi bilir. Zaten bizimle de konuşurken 'böyle mi arkadaş, böyle...' Ama biz, 'burada da iyi niyet göstergesiyle bu kardeşlerimizi yine 4-C kapsamına alalım, bu rakamları ödeyelim' dedik.''

''DÜRÜST KULLANMAK ZORUNDAYIZ''

4-C'lilerin ücretlerinde yapılan iyileştirmeleri anlatan Başbakan Erdoğan, 4-C'lilerin sosyal güvenlik ve özlük haklarının korunacağını, sağlık noktasında en ufak bir mahrumiyetin söz konusu olmadığını kaydetti. Erdoğan, şunları söyledi:

''Şimdi ne diyorlar? Yazılı ve görsel medyaya sesleniyorum; ülkem, milletim adına kendilerine teessüf ediyorum, dürüst davranmadıkları için. Biz emanetçiyiz. Biz, bu milletin, tüyü bitmemiş yetimin parasının emanetçisiyiz. Bunu dürüst kullanmak zorundayız. Dedikleri şu: Günlerdir aç, susuz, bir simidi paylaşarak yiyorlar... Olay, ajite ediliyor. İşte fırınlardan, bakkallarda ekmekler geliyor, ekmekleri alıyoruz, paylaşıyoruz, o şekilde yiyoruz. Eğer onlar TEKEL işçisiyse dün itibariyle hepsinin maaşı takır takır ödenmiştir. Ayrıca, dün saat 15.00 itibariyle de kıdem ve ihbar tazminatları hepsinin hesabına yatmıştır. Asgarisi 20 bin liradan, azamisi 80 bin küsüre kadar tutan, ortalamada 40 bin lira olmak üzere kendilerine kıdem ve ihbar tazminatı hesaplarına yatmıştır. Nasıl oluyor da bu bir simidi paylaşarak yiyorlar? Nasıl oluyor da bir ekmeği paylaşarak yiyorsun? Hala maaşını alan insan durumundasın.

Şimdi biz bir ay daha kendilerine şu hakkı tanıyoruz; Şubat sonuna kadar 10 bin küsür TEKEL işçisi müracaat etmek suretiyle 4-C'den istifade edecektir. İlköğretim mezunlarını 772 lira, lise mezunları 856 lira, üniversite mezunları da 938 olmak üzere maaşlarını alacaktır. Ha bundan sonra artış olacak mı? Tabii olacak.

Ama biz bu defa ne yaptık? Geçen hafta Perşembe günü kendileriyle görüştük. Bakan arkadaşlarım yanımdaydı. Baktık ki orada sadece bir kıdem tazminatı noktasında sıkıntıları var, bir iki konu daha söylediler. Dedim ki 'bakın şimdi biz kıdem tazminatlarının devamı noktasında eğer yasal bir mani yoksa bunun üzerinde arkadaşlarım çalışsın. Ama yasal mani varsa, biz şu anda kıdem ve ihbar tazminatlarınızı vereceğiz ama yeni bir süreci başlattığımız için yeni süreci kıdem tazminatı alacak şekilde düzenleyeceğiz.' Bunu da artı olarak şimdi ayrıca getiriyoruz. Allah, Allah... Dün geldiler şimdi tekrar 'istemezük, biz bunu da kabul etmiyoruz.' Kusura bakmayın. Biz yapılması gerekenin azamisini, fazlasıyla yaptık.''

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

GÜNDEM

En Çok Okunan Haberler

GALERİ

Haberlere Yapilan yorumlardan KaradenizGazetesi.NET sorumlu değildir. www.KaradenizGazetesi.net sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

KaradenizGazetesi.NET on Facebook

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi